BAGLAC

SELECTED FOR ARKITERA ARCHITECTURE ANNUAL 2018
ARKİTERA 2018 MİMARLIK YILLIĞINA SEÇİLDİ

 

Proje Adı: Bağlaç
Proje Yeri: Kayseri
Proje Ofisi: OKTAA
Tasarım Ekibi:     Gürkan Okta, Birge Yıldırım Okta, Ali Semen, Banu Başyiğit, Beste Çeliksoy, Gülistan Kenanoğlu, Murat Seska
İşveren: Betonart Mimarlık Yaz Okulu 2018
Ana Yüklenici: TÇMB
Proje Başlangıç Yılı: 2018
Proje Bitiş Yılı: 2018
İnşaat Başlangıç Yılı: 2018
İnşaat Bitiş Yılı: 2018
Arsa Alanı: 44 m²
Toplam İnşaat Alanı: 18 m²

 

 

BAĞLAÇ | CONJUNCTION

 

Proje bağlaç* metaforundan yola çıkarak iki hal/ durum arasında bir bağ niteliği taşmayı hedeflerken, betonla kişi arasında, duvarın ötesi ve içi arasında, bitişi ve sonucu arasında algısal/deneysel bir mekan üretir. Yerdeki çakıllar, iki duvar arasındaki akış bu deneyimi güçlendirir. Dışarıdan yalın iki duvar olarak algılanan işin içerisi bağ dokuların algoritmik soyutlamaları ile şekillendirilmiştir. Bu mekan kişiyi kapsar ve yeni bir deneyim yaşatmayı hedefler. Bağlaç doğa ve kişi arasında, kişi ile mekan arasında bir ilişki kurar. Bu ilişki süreç temelli bir tasarımın ürünüdür ve yapısal ve doğal peyzajın dönüşümü ile değişerek var olacak sinematografik bir kurgu içerir.


Temel olarak proje algısal mekanın üretimi için gerçekleştirilen deneyler üzerinden şekillenirken, bu deneyler rafine edilmiş, inşa süreci için tasarım optimize edilerek bir parçası AGÜ bostanına betonart yaz okulu kapsamında inşa edilmiştir. 

*İki kelimeyi bağlayan kendi başına bir anlamı olmayan ancak cümle içinde anlam kazanan sözcükler.

 

Süreç:
Betonart’ın ana teması olan “Beton olmak”, kişiyi kapsayan, içeren, dokunma hissi yaratan, sarsan, ürperten bir mekânsal kurgu yaratma isteğimizi pekiştirdi. Betonu giyinmek veya betonun içinde olarak vücudumuzla bütünleştiğini hissetmek istedik. Bu bizi betonun akışkanlığından ve sürekliliğinden istifade eden malzemenin varoluşsal halini pekiştiren bir kalıp ve biçim üretimine yönlendirdi. Tamamen öğrenciler ile şekillendirmek istediğimiz bu süreç ilk günden itibaren bizim için bir keşif ve araştırma ortamına dönüştü. Maketler üzerinden gerçekleştirilen denemeler, hepimizi heyecanlandıran çeşitli deneyler ile sonuçlandı. Analog olarak başlayan tasarım sürecinde hesaplamalı yöntemler kullandık. Tasarım olgunlaştıkça analog hesaplamalı algoritmalar yetersiz kaldı ve dijital hesaplamalı yöntemlere yöneldik. Kalıp üretimi için pek çok deneme yapıldı. Üretim sürecine yönelik denemelerin ardından hesaplamalı  tasarım teknikleri kullanılarak dijital deneyler ve beton prototipler ürettik. Parametrelerin belirlenerek tasarım problemine en uygun yanıtın arandığı dijital sürecin sonunda kalıp üretimine başladık. Bu parametreler insanla bütünleşebilecek/kişiyi saran mekan algısının oluşması, incelik/hafiflik hissinin yaratılması, iki farklı  hal/durum arasında bir bağ olması, akışkanlığın vurgulanması, yapım yöntemi  ve kalıp sisteminin yüzeyden okunarak kendi dokusunu yaratması, kalıp üretiminin tasarım ve inşa süreci için optimizasyonu idi. Bu süreçte öğrenciler analog  maket çizim yöntemlerinin yanı sıra, digital yönetmlere ilişkin pek çok program,  yazılım, printer ve kesiciyi kullanma ve öğrenme  fırsatı buldu.

 

Morfogenesis kavramı tasarım süreci ve yapım yöntemine ilişkin parametreler bütünü içerisinde önce analog sonra dijital algoritmalar üretimini desteklerken, biçimsel değil fikirsel ve araçsal bir tasarım sürecinin menşesi oldu. İnşa edilen ürün bu sürecin bir sonucu olmaktan çok bu süreçte geliştirilen deneysel biçimlenişlerin doğal, rastlantısal hallerin insan vücudu ile uyumlanan bir fragmanıdır.

Bağlaç is the Turkish word for the grammatical term “conjunction.”  The meaning of the Turkish term can go beyond grammar and could define a device that connects or bonds. The designers chose Bağlaç as the title of their project and use it as a metaphor to describe perceptual and experimental relationships that may be experienced by the users of the space. The connections and relationships users perceive can be several: between the user and the walls; between the area through the two walls and the outside; between where the wall begins and ends. Pebbles on the ground stretching between the walls create a sense of flow between the walls, strengthening the perception of a relationship. The shape which is perceived as two walls at first sight is actually an abstract algorithmic simulation of human tissue. Thus, the space the designers created, aims to embrace the individual and offer a new experience. Bağlaç creates a relationship between the person and the nature; a relationship between the person and the space. These perceived relationships are an effect of the continuous design: The natural and built elements of the landscape are parts of a cinematographic scenario which continue to exist as they change and transform.

 

In order to design a space which appeals to the senses of the user - a space for perceptions - the team developed and performed a series of experiments which gave the project its final shape. The experiments were refined during the process and were optimised for construction. A section of the design was built on the grounds of AGÜ (Abdullah Gül University) as a part of Betonart Summer School work.

 

Process:

Betonart’s main theme (for 2018 Summer School) was “beton olmak (being concrete).”  That theme provoked us into wishing to create a spatial scenario where the experience creates a sense of touch; an experience that embraces the individual and sends chills down their spine at the same time. We wanted to understand how it would feel if we wore concrete like a garment and imagine how the concrete would become one with our bodies.
This line of thinking led us to creating shapes and moulds making use of cement’s qualities such as fluidity and continuity. The students were involved in the entire process which, from day one, turned into a researching and exploring experience. We experimented on models, performed many exciting tests. We started the design process using analogue calculation methods but they proved inadequate quickly so we moved to digital methods. 
    
During the digital process the parameters were defined we searched for the best solutions for the design concept.  We employed calculation aided design techniques. The production of moulds required many experiments. 

There were several design aims which can be listed as follows: creating a feeling of becoming one with the space; a space that embraces the individual, giving a feeling of fineness and lightness; a perception of a bond between two different states of being.


In addition, we wanted to emphasise the fluidity of the material, allowing the surface to shape its own texture through the usage of specially designed moulds.  Optimisation of the design and production moulds for efficient construction process was another learning point. The whole process allowed the students to gain experience on using computer programmes and software for various industrial tools of design, such as CNC rooters and laser cutters.

The end product, built as a project of the summer school, is an advance fragment of the result of various design and shape experiments, natural and coincidental, reflecting a simulation of human form. Throughout the stages of production, using analogue algorithmic computations at first and digital solutions at later stages, the concept of Morphogenesis has been an influential source supporting the whole design process.
 

Please reload

  • OKTAA
  • OKTAAtolye
  • OKTA ATOLYE